Ortaokulda bir ingilizce öğretmenim bana fil hafızası teşhisi koymuştu:)))
Hakikaten övünmek gibi olmasın kuvvetli bir hafızam vardır.Özellikle de belli konularda bunların en başında telefon numaraları(herhangi bir tabeladaki bile olabilir),doğum günleri-ya da özel günler- vb.Bu konuda biraz babama çekmişim(ne güzel)Yine de sırf hoşuma gittiği için her sene yeni aldığım takvim ya da ajanda gibi şeylere bunları kaydetmeyi severdim.Ama son bir iki senedir nasılsa bunlar artık beynime işlediği için kayıtlara geçmiyordum.Ta ki eski bir arkadaşım beni arayana kadar...
Telefonu açar açmaz "doğru söyle herşey yolunda mı?"dedi.Ne demek tabii ki herşey yolunda"niye ki rüyanda mı gördün?"dedim.Ama ısrarla hal hatır sorunca huylandırdı beni."İrem'in doğum gününde aramadın da"demez mi..O lafını bitirmeden gözüm takvime kaydı.Artık çok geç olmuştu.O dakikada kendimi nasıl hissettiğimi anlatmama imkan yok.Ben ki;ona yeğeninin bile doğum gününü hatırlatan insan, unutmuştum.Tabii ki takılmak için aramıştı ama beni altüst etti bu uyarı.Bir de hafızamın hala yerinde olduğunu kanıtlamak için "üç gün sonra Okan'ın yaş günü için ararım"deyince aldığım cevap beni yerin dibine soktu "onun ki de 6 Mart" ....demek ki hakikaten birşeyler yolunda değil övünebileceğim tek özelliğimi de kaybediyorum yavaş yavaş:(
Sevgili Calanon'un bana yıllar önce gönderdiği pembe ajandayı meydana çıkarma vakti geldi demek ki..Ne de olsa orada herşey kayıt altında ayakkabı numaralarınıza kadar hem de
7 Şubat 2009 Cumartesi
TEŞHİS KONDU

Cuma günü oğlanı okuldan aldıktan sonra klasik tedavi yöntemleriyle ateşi biraz da olsa kontrol altına aldım.Fakat tabii ki akşamdan doktor randevumuzu da aldık.Bilmedimiz bir şehirde doktor aramak kolay olmadı elbet.Öncelikle eve yakın yerlerden bakındım ama referans olmadan her seçim şans işi olacağı için iki randevu aldık farklı saatlerde(ilki tatmin etmezse stepnesi olsun diye)
Sabahleyin ilk randevumuza gittik, giderken hafif ateş başlamıştı.Daha kapıdan girer girmez danışmadaki beyaz türbanlı hemşirelerle irkildik.Birbirimize kaş-göz yapsak da bir şans vermek istedik bu kuruma.Doktor başı bağlı değildi ama nemrut birşeydi.Çocuğun şikayetlerini sordu,ilk olarak ateş dememe rağmen tenezzül edip ateşini ölçmedi bile.Daha önce yaşadığımız problemleri ve geçirdiği geniz eti operasyonunu falan anlattıktan sonra kısa bir muayene yaptı.Koyduğu teşhis cümleleri"olabilir","belki",gibi gözüküyor"diye cümlelerle bitince sinirlerim hopladı ve istediği röntgeni çektirmeden hesabı kestirdik ve olay mahallini terk ettik.Babası-daha çok ismi duyulmuş olan-diğer hastaneye götürürken ben işe gitmek zorunda olduğumdan onlardan ayrıldım.
Alerjiye bağlı geniz akıntısı bademciklerinin iri olması sebebiyle geçmemekte direniyormuş.Sinüzit olmuş bunun sebebi de BURNUNUN ÇOK KÜÇÜK olmasıymış.Aman yarabbim minik oğlumun derdine bakın hele;burnu küçük.En ufak akıntıda hava almadığından kurumuyormuş bu da sinüzite sebep olmuş.Neyse antibiyotik tedavisi falan kurutacakmışız KÜÇÜK BURNUnu..Ne diyim allah başka dert vermesin:)
5 Şubat 2009 Perşembe
BU NE BİÇİM ŞEHİR BÖYLE
Silbaştan demiştim ama bu kadar başa saracağımız aklıma gelmemişti.Bu sersem şehrin karaktersiz havası yüzünden hastalıklarımız da silbaştan oldu.Koca kafalı oğlum zaten kırıklıkla gelmişti buraya son bir haftadır yine hasta.Ondan önce Çato başladı vızıldanmaya.Aslında ben de pek iyi sayılmam ama evin bütün erkekleri hastayken benim hayıflanma hakkım yok.
Koca kafa yeni okuluna başladı allahtan alışma süreci çok ama çok kısa sürdü.Yeni okulunda altı yaş sınıfına aldılar pek hoşuna gitti.Onun hoşuna gitti ama beni panik sardı çünkü bu sene altı yaş demek Eylül ayında ilkokul demek.Benim minik oğlum daha o kadar büyümemiş gibi geliyor.Her ne kadar kendisi Gen Mühendisi olmaya karar verdiyse de ...
İşyerim evimize ve oğlanın okuluna çok yakın bu yüzden çok güvende hissediyorum kendimi.İlk faydasını bugün gördüm.Oğlan ateşlendi diye okuldan aradılar onu okuldan alıp eve getirmem sadece 20 dakikamı aldı.Çato'nun da seyahatleri başladı biraz hasret kalıyoruz ama olacak o kadar.
İşyerinden başka bir zaman bahsedeceğim orası ayrı bir olay çünkü.Hergün bilenerek işe gitmek çok yordu beni.Ve buna sebep olan sadece bir kişi...Kendisinden kitap olur aslında:(
Bilgisayarımı bozmayı en sonunda başardığım için kim bilir bir daha ne zaman yazarım şuanda bile bu iki satırı yazmak için akrobasi hareketleri yapıyorum ve çok yoruldum.Ama emin olun Aykuş'u(o gıcık tipe taktığımız isim)anlatmak için bu eziyeti bir kez daha çekeceğim en kısa zamanda...
Tüm yeni evlenenler,ev yerleştirenlere sonsuz sevgi,saygı ve sabırlar diliyorum.....
Koca kafa yeni okuluna başladı allahtan alışma süreci çok ama çok kısa sürdü.Yeni okulunda altı yaş sınıfına aldılar pek hoşuna gitti.Onun hoşuna gitti ama beni panik sardı çünkü bu sene altı yaş demek Eylül ayında ilkokul demek.Benim minik oğlum daha o kadar büyümemiş gibi geliyor.Her ne kadar kendisi Gen Mühendisi olmaya karar verdiyse de ...
İşyerim evimize ve oğlanın okuluna çok yakın bu yüzden çok güvende hissediyorum kendimi.İlk faydasını bugün gördüm.Oğlan ateşlendi diye okuldan aradılar onu okuldan alıp eve getirmem sadece 20 dakikamı aldı.Çato'nun da seyahatleri başladı biraz hasret kalıyoruz ama olacak o kadar.
İşyerinden başka bir zaman bahsedeceğim orası ayrı bir olay çünkü.Hergün bilenerek işe gitmek çok yordu beni.Ve buna sebep olan sadece bir kişi...Kendisinden kitap olur aslında:(
Bilgisayarımı bozmayı en sonunda başardığım için kim bilir bir daha ne zaman yazarım şuanda bile bu iki satırı yazmak için akrobasi hareketleri yapıyorum ve çok yoruldum.Ama emin olun Aykuş'u(o gıcık tipe taktığımız isim)anlatmak için bu eziyeti bir kez daha çekeceğim en kısa zamanda...
Tüm yeni evlenenler,ev yerleştirenlere sonsuz sevgi,saygı ve sabırlar diliyorum.....
12 Ocak 2009 Pazartesi
HERŞEY SİLBAŞTAN
Yeni şehrimizde yeni hayatımıza başlayalı tam bir hafta oldu.Evimizi yerleştirmemiz zaten bu sürenin tamamını aldı.Eşyalarımıza göre iki gömlek büyük bir ev olduğu için hala tam olarak neyi nereye koymam gerektiği konusunda kararsızım,devamlı birşeylerin yeri değişiyor.Allahtan yeri doldurulamayacak yardımcılarımız var.Kayınvalidemler..Ayrıca bugün işbaşı da yaptım.Aşağı yukarı tahmin ettiğim gibi geçti ilk günü.Yeni başlayan ama yaşı bu işler için geçkin bir pazarlamacı artığı her ne kadar ortamı serinletse de azimle onun bile hakkından gelebileceğime inancım tam.Eski büromuza nazaran büyük olmayan bir işyeri havasından çok ev ortamına sahip -ki bu çalışma isteiğini yarı yarıya azaltıyor benim için-bir büromuz var.Oldukça köklü bir temizliğe de ihtiyacı var bence.Ama ilk günden planlarımı yaptım ben.Sadece bir vazo çiçek bile oranın havasını değiştirmeye yeter başlangıç için.Aklımdakilerin hepsini yazmak için biraz daha kafamı toparlamaya ihtiyacım var.
**Henüz oğlana bir yuva bulamadım.
**Çato'nun ilk seyahati yarın.Gerçi tam seyahat değil.Toplantı için İstanbul'a gidecek.
**Kuzenimin böcek oğlu ameliyat oldu hala bir mesaj bile atamadım.Şimdi onunla ilgileneceğim.Lavabo tıkacının canını yakmış doktor amcaları..Pek köfte pislik.
**Uykum geldi fakat odaya gitmeye üşeniyorum.Malum ev biraz büyük.Et tutmaz insan bu evde.
**Oğluma söz verdiğim Ben 10 saatini bu şehirde henüz bulamadım.
///Dertsizlikten kendime dert ettiklerim şimdilik bu kadar işte///
**Henüz oğlana bir yuva bulamadım.
**Çato'nun ilk seyahati yarın.Gerçi tam seyahat değil.Toplantı için İstanbul'a gidecek.
**Kuzenimin böcek oğlu ameliyat oldu hala bir mesaj bile atamadım.Şimdi onunla ilgileneceğim.Lavabo tıkacının canını yakmış doktor amcaları..Pek köfte pislik.
**Uykum geldi fakat odaya gitmeye üşeniyorum.Malum ev biraz büyük.Et tutmaz insan bu evde.
**Oğluma söz verdiğim Ben 10 saatini bu şehirde henüz bulamadım.
///Dertsizlikten kendime dert ettiklerim şimdilik bu kadar işte///
16 Aralık 2008 Salı
AŞİNA OLMAK KÜÇÜMSEMEYİ DOĞURUR
Şu meşhur çıldırtan abone diyalogları var ya ;artık onlar da beni çıldırtmıyor. Çok hissiz olmaya başladım.Her ne kadar şefler buna ”tecrübe” dese de bence sadece” aldırmazlık” .Bugün mübalağasız adamın biri bütün sülalemi sevgiyle andı.Önce derin bir soluk aldım ve lafını kesmeden şikayetini dinledim, bana sorduğu sorulara cevap vermeye çalışırken kesinlikle beni dinlemediğini fark ettim.Gerçek “BEN”in yapması gereken kırarcasına telefonu vurmak olurdu.(bunu ailem çok iyi bilir kapı ve telefon çarpmakta üzerime yoktur kızınca) ama bugün öyle olmadı.Bilinen en eski taktikleri kullandım bu sefer.Tepkisiz kaldım.İşe de yaradı bu onu daha da delirtti ama benim de istediğim buydu zaten. Başarmıştım.
Bizim büroda mutlak bir doğru vardır.En çok bağıran borçlu ilk önce borcunu ödeyendir.Öyleyse neden hasta hasta gırtlak patlatayım ki.
Ama yine de sabrını zorlayanlar var tabii.Adam sadece adres soracak onu bile kriz durumuna sokabiliyor.
(Arkadaşımın başına gelmiştir)
Adam: Kardeşim ben Faktörlüğün oradayım nereye doğru yürüyeceğim
A..u : Nerdesiniz……!!!!!!????? Puhahaaaaa
Adam: Faktörlük yok mu burada işte DEÜ Faktörlüğü
A..u : Rektörlük olabilir mi acaba?(bu arada idrarını kaçıracak dereceye geldi gülmekten)
Adam : Biz ne diyoruz kardeşim işte dalga mı geçiyorsunuz.
Adam şivesi de işin içine girince A..u’nun kendine gelmesi epey uzun zaman aldı.Bu arada adamın sorduğu yer iş yerimize sadece dört dakika mesafede olmasına rağmen hiçbir zaman büroya gelemedi.Sanırım ısrarla Faktörlük aradığı için.
Bizim büroda mutlak bir doğru vardır.En çok bağıran borçlu ilk önce borcunu ödeyendir.Öyleyse neden hasta hasta gırtlak patlatayım ki.
Ama yine de sabrını zorlayanlar var tabii.Adam sadece adres soracak onu bile kriz durumuna sokabiliyor.
(Arkadaşımın başına gelmiştir)
Adam: Kardeşim ben Faktörlüğün oradayım nereye doğru yürüyeceğim
A..u : Nerdesiniz……!!!!!!????? Puhahaaaaa
Adam: Faktörlük yok mu burada işte DEÜ Faktörlüğü
A..u : Rektörlük olabilir mi acaba?(bu arada idrarını kaçıracak dereceye geldi gülmekten)
Adam : Biz ne diyoruz kardeşim işte dalga mı geçiyorsunuz.
Adam şivesi de işin içine girince A..u’nun kendine gelmesi epey uzun zaman aldı.Bu arada adamın sorduğu yer iş yerimize sadece dört dakika mesafede olmasına rağmen hiçbir zaman büroya gelemedi.Sanırım ısrarla Faktörlük aradığı için.
15 Aralık 2008 Pazartesi
BU NE BİÇİM GÜN BÖYLE

Zaten yıllar sonra bulmuşum idealimdeki işi onu da saçma sapan bayram(bana göre bayram olmayan)tatili denen gereksiz aralar bölüyor.Oldu mu şimdi mutlu musun yani.Sabah şirketin kapısına geldim ve binanın kokusunu alınca birden duraksadım.Nedense hiç içeri giresim gelmedi.Sonra kendimi zorlayarak bir iki adım attım ama düşündüğüm gibi olmadı…Masam,koltuğum hatta işe başladıktan üç ay sonra kavuştuğum çöp kovam bile yabancı geldi bana.Bütün bunlar yetmezmiş gibi öğlen yemeğinde kurban kavurması falan çıkınca artık eve gidip biraz eşya toplamak istiyorum demek geldi içimden.
Bir haftada aramam gereken tam 4527 kişi var.Fakat haftaya başlar başlamaz , işini yapmış olmak için yapanların benden önce bıraktığı yanlışlarla dolu artıkları temizlemek , yıllık iznini bir türlü kullanamayan şefimizin acısını öncelikle benden çıkarması gibi sebepler işime konsantre olmamı daha da zorlaştırdı.Tam hazırım artık derken bir şey söylemek için telefon ettiğim kayınvalideme hiçbir şekilde ulaşamamanın verdiği sinir-stres harbi aldı aklımı başımdan.Her ikisinin de cep telefonu kapalı..ev telefonları cevap vermiyor..site güvenliğine kadar heryeri ayağa kaldırdım..yoklar…oldukça kabarık bir trafik kazası dosyaları olduğu için insanın aklına iyi bir olasılık gelmiyor.Artık Çato da atlamış arabaya evlerini kontrol etmeye gidiyordu ki halasından aldım haberlerini.Meğersem hatun dişçiye gitmiş baba da yürüyüşe çıkmış.Tamam da böyle anlarda cep telefonu taşımazsan ne zaman taşıyacaksın…Ama intikamım acı olacak..
*Bulaşık makinem çalışmıyor…Evde atılması gereken bir sürü eşya – kitap gibi ıvır zıvır var ama biliyorum ki elimi sürersem yine hiçbirini atamayacağım.Elim öncelikle Çato’nun eşyalarına gidiyor nedense (hehehee)
*Telefonumdaki resim ve videoları bluetooth’la bilgisayara atmayı bir türlü beceremiyorum.
*Şuanda hem yazı yazıyorum hem de oğlumun güzel suratını seyrediyorum kaşık suratını ısırmak geldi içimden.
* Çato devamlı iğrenç belgeseller seyrediyor.1940’larda yapılmış savaşlarda kullanılan eski püskü uçakları izliyor.Nedir yani?
* Yarın iş yerinde yemekte kelle-paça çıkacak…yani yine açım..
14 Aralık 2008 Pazar
EVLENDİK...
Aslında bunu ev alanlar söyler biliyorum ama öyle bir umut olmadığı için bundan sonra her taşındığımız ev için söyleyeceğim.Bu bizim on senede sekizinci evimiz.Yani aslında karı koca bağımlılığımız da diyebiliriz.Her ne kadar tek rakibimiz Calanon olsa da henüz kendisinin hızına yetişemedik.Onlar kıta değiştirerek bize devamlı fark atıyorlar.Bayram tatilinin üç gününü ev bakarak(günde 25-26 tane)geçirdik.İçim dışım ters dublex,düz dublex,ebeveyn banyo,3+1,4+1,5+1 iki banyo parke,hazır mutfak,güvenlik........aklımı oynatacakken son gün seçenekleri sadece beşe indirebildik...Aradığımız özellik çok olunca o bolluğun içinde kısıldık kaldık.İşe yakın olsun,yuvalara yakın olsun,güvenliği olsun vs.En sonunda Antalya'ya gittiğimizde ilk baktığımız evi tuttuk.O kadar yorgunluktan sonra evi tuttuğumuza sevinemdim bile.Şimdi gözümün önünden nakliye kamyonları,evin içine saçılmış gazete kağıtları,hurçlar ve"yenge çay yapsan da içsek "diyen hamallar(en son bizi taşıyanlar istemişti imdadıma alt komşum yetişmişti sağolsun)geçiyor.
Oğlana evi beğendirdik.Ama bana sıkıntı gerektiği için bir türlü huzurlu olamıyorum işte.Şimdiden hüzün kapladı içimi.Yılbaşı ağacımız bile olamayacak çünkü herşey kolilerde olacak.Ufak tefek yapılması gerekenler çok vakit alacak.Adres değişiklikleri,nakiller,iptaller oooff of.
Neyse bir de güzel tarafı yarın iş var.Bu tatil bana çok uzun geldi işimi özledim.Biraz kavga kıyamet yaşayıp kendime gelmem lazım.
Oğlana evi beğendirdik.Ama bana sıkıntı gerektiği için bir türlü huzurlu olamıyorum işte.Şimdiden hüzün kapladı içimi.Yılbaşı ağacımız bile olamayacak çünkü herşey kolilerde olacak.Ufak tefek yapılması gerekenler çok vakit alacak.Adres değişiklikleri,nakiller,iptaller oooff of.
Neyse bir de güzel tarafı yarın iş var.Bu tatil bana çok uzun geldi işimi özledim.Biraz kavga kıyamet yaşayıp kendime gelmem lazım.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)