29 Haziran 2009 Pazartesi

YORUM YOK

Hani sıkça kullandığımız bir laf vardır."Aklıma gelen başıma geldi"diye.Bendeki problem;aklıma gelenlerin benim başımdan ziyade aklıma gelenlerin başına gelmesi.Olmadık bir zamanda aklıma birisi geliyor.Örneğin eski bir sanatçı"ayy ne yapıyordur acaba şimdi?"diye aklıma düşer.Çok geçmeden hastalıktan rengi ruhsarı solmuş ya da kanser mücadelesinde ya da ihtiyarlıktan tanınmayacak halde tv.de görüveririm.Ünlü örneğine son tanığım Maykıl Ceksın.Daha bir hafta önce iş yerinde Ajda Pekkan'ın estetikleri ,kompleksleri konuşulurken aramızda şu diyalog geçti;

Ben: Gör bak o da Maykıl Ceksın gibi intahar edecek
S.G: Aaa intahar mı etmiş?
Ben: Hayır ama gör bak yakın zamanda ölecek ve bir sürü gizem bırakacak arkasında.Ama bence kesin intahar etmiş olacak. (?)

Bundan üç hafta kadar önce de işe yeni aldığımız ve işe motosikletiyle gelip giden elemanla aynen şu konuşma geçti aramızda

Ben: Sen o kaskını motorun üzerinde bırakıyosun da çalmıyorlar mı?
A.G: Yok valla abla dört sene oldu motoru da kaskı da alalı hiçbirşey olmadı.


Sonra ne mi oldu aynı günün öğlen saati adliyeden çıkınca ne görsün kaskı çalınmış.Geldiğinde suratıma kireç gibi bir renkle bakıyordu.Vallahi dedim benim bir kabahatim yok.


Cuma günü de bugün için birlikte çıkacağımız hacizleri programladığım arkadaşıma (bir haftadır erken çıktığı için)

Pazartesi valla gözünün yaşına bakmam sabah erkenden yola çıkacağız "ay regl oldum uyuyakaldım,şoför atladı teker patladı deme dedim..
Sabah bir geldi ki bacağında dudak büyüklüğünde ve derinliğinde bir yarık dikiş attırmaya giderken buldum kendimi(bisikletten düşüp yarmış)

Benim bu garip ve kötü huyumu bildiği için benden çok tırsıyor sürekli bana lütfen benimle ilgili birşey düşünme diyor.
İyi de ben kimseyi düşünmüyorum ki sadece bir anda aklıma geliveriyor ve ağzımdan çıkıyor.Bundan sonra kimseye çaktırmayacağım.Sonra adım şom ağızlı oluyor.

21 Haziran 2009 Pazar

BUGÜN BABALAR GÜNÜ AMA...:)

23 Mayıs 2009 Cumartesi

Hastayım ulennnnnn

Bazı konularda anneme çok benziyorum. Hastalığa , halsiz düşmeye tahammülüm yok.Kimse hoşlanmaz elbet ama beni agresif yapıyor.Kendimi aciz ve işe yaramaz hissediyorum.Hiç bir zaman en ufak baş ağrısıyla yataklarda yatma merakım olmadığı için alışık değilim.Hatta biri “neyin var” dediğinde beni ağlama tutar.Derdimi söylemeye utanırım , hastayım demeye dilim varmaz. Nasıl olsa şimdi kimse ağladığımı göremez o yüzden söylüyorum .HASTAYIM. Ve çok canım yanıyor. Belki de bünye hastalanmaya alışık olmadığı için en ufak fireyi bende büyük problem yapıyordur.
Bu hastalık konusunda tam bir Türk olduğum için sadece kontrol falan için doktora gitmeyi zaman ve para kaybı olarak görüyorum.Dayanabildiğim yere kadar dayanacağım.

Hem ayrıca ben hasta olmayayım da kimler olsun.Rahatsızlandığım gün erkenden oğlanı okuldan almaya gittim kapıda elime bir kağıt tutuşturdular.”Bu ne?” Yılsonu gösterisi varmış kıyafet parası “yani?” 250 TL.herhalde pırlanta taşlarla süslenecek dedim gayet sesli. Sonra da oğlanı sorguya çektim bu neyi nesi diye.Efendim dört kıyafet giyeceklermiş Rock ‘n Roll , Bale…v.s v.s.yahu koskoca Tan Sağtürk bile bir Tshirt bir paçavra pantolonla protokole gösteri yapıyor.Rock ‘n Roll’u da Elvis’in müzelikleriyle yapmayacaksınız elbet.Ama ne yaparsın oğlanın bir kabahati yok.Allahtan bu sene bu yuva tantanası bitiyor.Bizim ki Eylül’de okullu olacak. İlk süt dişimiz bile sallanıyor bugün yarın elimizde kalır.Anneannesinin siparişi var ona göndereceğiz.İkincisi de babaanneye gidecek kolye yapacakmış.

İşlere yetişemediğim için artık evden de çalışıyorum. Artık işe dönme vakti. Çalışalım yılsonu gösterisi kıyafet parasını çıkaralım :p…

02 Mayıs 2009 Cumartesi

BEBEK VURUŞARAK ÇEKİLİRKEN

****TÜRKÇE VURUŞARAK ÇEKİLİRKEN FON MÜZİĞİDİR***
ARTIK DİNLEMEYE TAKATİM YOK:(
TİME TO SAY GOODBYE(ANDREA BOCELLİ)
When Im alone
I dream on the horizon
And words fail;
Yes, I know there is no light
In a room
Where the sun is not there
If you are not with me.
At the windows
Show everyone my heart
Which you set alight;
Enclose within me
The light you
Encountered on the street.

Time to say goodbye,
To countries I never
Saw and shared with you,
Now, yes, I shall experience them,
Ill go with you
On ships across seas
Which, I know,
No, no, exist no longer;
With you I shall experience them.

When you are far away
I dream on the horizon
And words fail,
And yes, I know
That you are with me;
You, my moon, are here with me,
My sun, you are here with me.
With me, with me, with me,

Time to say goodbye,
To countries I never
Saw and shared with you,
Now, yes, I shall experience them,
Ill go with you
On ships across seas
Which, I know,
No, no, exist no longer;
With you I shall re-experience them.
Ill go with you
On ships across seas
Which, I know,
No, no, exist no longer;
With you I shall re-experience them.
Ill go with you,
I with you.

21 Nisan 2009 Salı

SIRA BANA GELDİ

Sayfalarca yazdım ve sildim.Gerek yok ne yazacağım ki? Ne anlamı var ki?Otobüse atlayıp onu buraya getirtecek mi?,halının üzerinde ayakları koltuğa kalkmış horlatacak mı? ,yarım ekmeği z.y.tasfas'a batırtacak mı?,İçine sokarcasına kocaman eliyle kafamı göğsüne bastırtacak mı?
Hayır hiçbiri olmayacak biz de salak değiliz polyannacılık oynayalım.Babam bizi bırakıp gidiyor.Ne kadar yazsak da çizsek de,ağlasak yalvarsak da...Müptelası olduğum filmde dediği gibi"EVLATLAR BABALARINI HATIRLAMAK İSTEDİKLERİ GİBİ HATIRLARLAR"

22 Mart 2009 Pazar

BAHAR NE GÜZEL ŞEY

Bahar insanı tazeler derler ,hakikaten öyle.Burada havalar bir-iki gündür gayet güzel.Bu da enerji veriyor insana.Gerçi başka sebepleri de var tabii.Geçen haftadan beri İzmir'deki işyerinden bir çok kişi gelip gitti.Onları görmek hasret gidermek çok iyi geldi.Az da olsa İzmir hasretim dindi.Önümüzdeki hafta sonu da biz gideceğiz inşallah.Malum seçim var.Biz hala İzmir seçmeni olduğumuz için vesile oldu.
İş yerinde de havalar gittikçe düzeliyor benim açımdan.Hakimiyetimi kurdum,işleri istediğim gibi düzenliyorum,asalak ve tembellerden kurtulmaya başlıyoruz.L.U.(en koca patron)her gelişinde memnuniyetini belli ediyor.Bizim için daha iyi imkanlar hazırlama projelerinden bahsediyor.Bunlar da beni çok mutlu ediyor.Yalnız bu aralar beni İstabul'a taşıma çabaları var.Her görüşmemizde "kocana söyle de tayinini İstanbul'a alsın"diyor.Çalıştığımız firma tüm Marmara'yı oğlunun avukatlık bürosuna verince işler büyüdü.Beni oraya istiyor.Ama bu tabii ki mümkün değil.Yine de en güzel tarafı"eleman mı lazım?"dediğimde."Hayır,sen lazımsın"demesi..
Bu arada anneciğimin değindiği akıllı duraklar meselesine gelince.Kendisine cevaben değil de buraya yazıyorum yazı uzun olsun diye.Evet çok güzel bir uygulama ama pek kullanışlı değil çünkü burada zaten otobüsler vızır vızır yani sen daha mesajı yazana kadar pıt diye geliveriyor.Saatlerce otobüs beklenen şehirlerde uygulasalar daha kullanışlı olur.

07 Mart 2009 Cumartesi

IIH OLMAYACAK..:(

Valla herşey yolunda numarası yapmanın gereği yok hiç sevmedim-sevemedim bu şehri.Nedense burada çok mutlu olacağımızı bambaşka bir hayatımız olacağını falan sanmıştım.Fakat ne çok mutlu oldum ne de birşeyler değişti.Pardon sevgili eşimin Ogame belasından kurtulduğunu düşünürken kendine Trivinian diye yeni bir bela bulmasını saymadım.Oyunun Türkçe adı "yuva yıkan"(ben koydum).
Ot gibi, üç kilometrelik düz bir yolda sabah git akşam dön rutini içinde salak salak geçiyor günler.Berbat ve şerefsiz havası da cabası.Geleli iki ay oldu ne oğlanın hastalığı geçti ne benim burnum kurudu.Nezaket kurallarından bihaber gerizekalı yörük kökenli insanları...vs.yani anlat anlat bitmez buranın olumsuzlukları.İçim sıkılıyor burada.İşyeri desen başka bir alem.Yeni tebliğ gereği herşey bana bakıyor,herşeyin hesabı da benden soruluyor ve arkasını toplamak zorunda olduğum üç salakla çalışıyorum.En kötüsü de yapmam gereken dünya kadar iş varken akşam oluyor ve oğlana koşturmak için herşeyi yarım bırakıp fırlamak zorunda kalıyorum.Zira çocuğun okulu akşam altıda bitiyor ve ben on dakika geç kaldığımda kaldırımda öğretmenle bekliyor oluyor.Çünkü akşam servisi gidince okulu kapatıyorlar.Bu arada yeni ev olduğundan sürekli bir tamir,usta,servis trafiğimiz var ki onların da eve geliş saatlerine yetişmek zorunda kalıyorum bazen.Ne hoş değil mi?
Karşılığında ne görüyorum"yuva yıkan"oynayan bir koca.Ne kadar sevgi dolu.
Ben İzmir'imi özledim,kafam bozulunca çıkıp dolaşacak Karşıyaka özledim,depresyona girsem saçımı kestirecek kuaförümü özledim.Sorgusuz sualsiz kapısını çalacak akrabalar özledim.Sevmiyorum burayı.Lotodan para bana çıkacak bu hafta ve ben arkama bakmadan yanıma çöp bile almadan gideceğim buralardan.Nereye mi?Tabii ki AKYAKA'ma